“Peyzaj” kelimesi Fransızca “Paysage” sözcüğünden gelmektedir ve sözlük anlamı manzara veya görünümdür.
Avrupa Peyzaj Sözleşmesine göre “Peyzaj“, özellikleri, insan ve/veya doğal faktörlerin etkileşimi ve eylemi sonucunda insanlar tarafından algılandığı şekliyle oluşan bir alandır.
Peyzaj mimarlığı terimi ilk kez 1828 yılında İskoç Gilbert Laing Meason (1769-1832) tarafından yazılan “İtalya’nın Büyük Ressamlarının Peyzaj Mimarlığı Üzerine” adlı kitapta kullanılmıştır. Frederick Law Olmsted, 1858’de New York’taki Central Park’ı tasarladığında peyzaj mimarını resmi bir meslek unvanı olarak kullanan ilk kişi olmuştur.
Amerikan Peyzaj Mimarları Derneği’nin (ASLA) Peyzaj Mimarlığı tanımı şu şekildedir: “Arazi tasarımı, planlaması, yönetimi ve korunması bilimi ve sanatıdır. Peyzaj mimarlığı, doğal ve yapılı unsurları, kültürel, bilimsel bilgiyi ve kaynak koruma kaygısını içerir. Amaç, ortaya çıkan çevrenin faydalı ve keyifli bir amaca hizmet etmesini sağlamaktır. Peyzaj mimarlığı, arazinin kullanımını en üst düzeye çıkarır, projeye değer katar ve maliyetleri en aza indirir; bunların hepsi doğaya minimum düzeyde müdahale ile yapılır.”
Peyzaj mimarları; doğal ve yapılı çevre arasında sürdürülebilir, estetik ve işlevsel bir denge kurmaktadır. Amaçları, insan ihtiyaçlarını çevresel değerleri gözeterek karşılamak, yaşam kalitesini artıran, kimlik kazandıran ve uzun ömürlü dış mekanlar oluşturmaktır.
Peyzaj mimarları; parklar, konut alanları, bahçeler, kampüsler, ticaret merkezleri, oteller, tatil köyleri, ofis yapıları, şirket ve kurum yerleşkeleri, ulaşım koridorları, kıyı şeritleri, rekreasyon alanları ve kamusal açık alanlar gibi farklı ölçeklerdeki projelerin planlama, tasarım ve uygulama süreçlerini yürütür. Bunun yanı sıra sulak alanlar, akarsu koridorları, maden sahaları ve ormanlık alanlar gibi insan etkisiyle tahrip olmuş doğal alanların ekolojik restorasyonunu planlamak ve doğal sistemlerin yeniden kazanılmasını sağlamak da mesleğin önemli çalışma alanları arasındadır.
Tarihi peyzajın ve kültürel mirasın korunması, peyzaj mimarlığının temel sorumluluklarından biridir. Bu doğrultuda tarihi çevreler, kültürel alanlar ve koruma bölgeleri için doğal ve kültürel değerleri gelecek nesillere aktarmayı hedefleyen koruma ve yönetim stratejileri geliştirmek esastır.
Peyzaj mimarlığı disiplinler arası bir çalışma anlayışını benimser. Mimarlar, şehir plancıları, inşaat, çevre ve altyapı mühendisleri ile koordinasyon içinde çalışarak estetik, işlevsel, ekonomik ve sürdürülebilir çözümler üretmek; doğal kaynakları bilinçli kullanırken insan yaşamını zenginleştiren mekanlar tasarlamak temel yaklaşımdır.
Çevresel kaynakların doğru yönetilmesini sağlamak, iklim değişikliğine uyumlu ve dirençli yaşam alanları oluşturmak, biyolojik çeşitliliği desteklemek ve kullanıcı odaklı dış mekan deneyimleri geliştirmek peyzaj mimarlığının temel hedefleri arasında yer alır. Bugünün ihtiyaçlarını karşılayan, geleceğin yaşam kalitesini gözeten tasarım anlayışıyla hareket etmek, peyzaj mimarlığının en önemli değerlerinden biridir.
Betula’nın Yaklaşımı
Artan nüfus, çılgın tüketim ve bu tüketimi her yolu deneyerek körükleyen pazarlama politikaları sınırlı mevcut kaynakları inanılmaz hızla azaltmaktadır.
Bu durum dünyayı paylaştığımız tüm insanlığın üzerine düşeni yapıp hızla azalan bu kaynakları korumayı ve geri dönüştürmeyi zorunlu kılmaktadır.
Betula olarak biz de içinde yer aldığımız peyzaj disiplininde; her ölçekteki projenin sürdürülebilirliğini önemsemek ve üzerinde ciddiyetle çalışmak prensibindeyiz.
Enerji ve su tüketimini minimize etmek; etüt, konsept, uygulama ve detaylara kadar tüm projelendirme aşamalarında göz önünde bulundurduğumuz husustur.
Peyzaj mimarlığı bizim için sadece bir bahçe düzenlenmesinden ibaret değil; farklı ölçeklerde yaşam kalitesini artıran, ekolojik dengeleri koruyan, uzun ömürlü, estetik ve fonksiyonel açık alanlar oluştururken; Topoğrafya, bitki, canlı, doğal kaynaklar ve kültürel değerleri bütüncül olarak ele almaktır.
Büyük ölçekli projeler için; mühendisler, mimarlar, şehir bölge plancılar gibi farklı disiplinlerle iş birliği yaparak halk sağlığını iyileştiren ve herkes için yüksek kaliteli açık alanlara erişimi genişleten doğa tabanlı çözümler sunmaktayız.
Kentsel açık alanlar, kamusal alanlar, rekreasyon alanları, kıyı şeridi, konut çevreleri ve ulaşım koridorları gibi kent ölçeğindeki tasarım ve uygulama deneyimimizin yanı sıra; Uzmanlığımızın odak noktasını konut, otel ve ofis projeleri gibi son kullanıcı deneyiminin ön planda olduğu daha küçük ölçekli projeler oluşturmaktadır.
Konut projeleri, son kullanıcının yaşam kalitesini doğrudan etkilediği için titiz ve memnuniyet odaklı bir tasarım yaklaşımı gerektirir. 30 yılı aşkın deneyimimiz sayesinde kullanıcı beklenti ve ihtiyaçlarını doğru analiz ediyor; estetik, işlevsel ve sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz.
Bizim için konut projeleri yalnızca bitkisel tasarımdan ibaret değil; Yaşamı doğayla buluşturan, konforlu ve nitelikli dış mekan yaşam alanları (Outdoor Living) tasarlamaktır.
Her projede konsept geliştirme aşamasından itibaren; talep ve ihtiyaçlara yönelik tasarlanmış, mimari yapı ile ilişkisi çözülmüş, kullanım alanları, dolaşım senaryoları ve altyapı sistemlerinin birlikte ele alındığı 1/100 ölçekli genel tasarımlardan 1/20 ve 1/10 ölçekli uygulama detaylarına kadar tüm proje sürecini titizlikle ele alıyoruz. Her aşamada mimarlık, inşaat, altyapı ve diğer mühendislik disiplinleriyle koordineli çalışarak uygulanabilir, uzun ömürlü ve yüksek kaliteli çözümler üretiyoruz.