Çamlıca | İstanbul, 2020
Peyzaj Proje ve Uygulama
Çamlıca sırtlarında, İstanbul silüetine hakim ayrıcalıklı bir konumda yer alan bu konut peyzaj uygulama projesi, Osmanlı mimarisinin karakteristik izlerini taşıyan yapının mimari kimliğini dış mekana taşıma hedefiyle tasarlanmış ve uygulanmıştır. Konutta kullanılan geleneksel mimari öğeler, motifler ve malzeme dili peyzaj tasarımının temel referansını oluşturmuş; yapı ile bahçe arasında bütüncül ve süreklilik gösteren bir tasarım anlayışı benimsenmiştir.
Proje alanı, farklı kotlardan oluşan topoğrafyası ve uzun yıllar işlevsiz kalmış mevcut bahçesi nedeniyle önemli mekansal potansiyeller barındırmakla birlikte, kullanıcı deneyimini sınırlandıran birçok fiziksel probleme sahipti. Yol kotundan sağlanan giriş sonrasında üst kota ulaşılmasıyla bahçe ve yapı girişine erişim sağlanmakta olup, kot farklılıkları dolaşım sürekliliğini ve açık alan kullanımını olumsuz etkilemekteydi. Tasarım sürecinde bu topoğrafik yapı, kullanıcı sirkülasyonunu güçlendiren ve mekansal deneyimi zenginleştiren bir avantaja dönüştürülmüştür.
Kalabalık bir ailenin yaşam alışkanlıkları, sosyal kullanım senaryoları ve günlük ihtiyaçları doğrultusunda fonksiyonel bir açık alan kurgusu oluşturulmuştur. Bahçe, dinlenme, sosyalleşme, çocuk oyun alanı ve dolaşım gibi farklı kullanım senaryolarını destekleyecek şekilde yeniden planlanmış; her mekanın birbirini tamamlayan bir bütün oluşturmasına özen gösterilmiştir.
Mevcut yüzme havuzu, düzensiz formu, kot farklılıkları ve konumu nedeniyle arka bahçenin etkin kullanımını önemli ölçüde sınırlandırmaktaydı. Bu doğrultuda havuz, yapının mimari karakteriyle uyumlu yeni bir geometriye kavuşturulmuş ve tek kotta çözümlenerek çevresindeki kullanım alanları genişletilmiştir. Havuzun iki ucunda konumlandırılan klasik formlu sütunlar, Helenistik mimariye gönderme yapan güçlü bir odak oluştururken, havuz çevresi bahçenin en önemli sosyal buluşma alanlarından biri haline getirilmiştir.
Mevcut ahşap deck kaplamalar kaldırılarak iç mekânda hakim olan Osmanlı estetiğini dış mekana taşıyan motifli doğal mermer döşemeler tercih edilmiştir. Böylece yapı ile peyzaj arasında görsel ve malzeme sürekliliği sağlanmış; genişletilen teras alanı sayesinde oturma, dinlenme ve yeme-içme mekanları daha ferah, işlevsel ve temsil gücü yüksek bir açık yaşam alanına dönüştürülmüştür.
Bahçeyi çevreleyen yüksek sınır duvarlarının baskın etkisini azaltmak amacıyla pirinç detaylı dekoratif motif paneller ritmik bir kompozisyon anlayışıyla uygulanmıştır. Bu yüzeyler sarılıcı bitkilerle desteklenerek sert yapı elemanlarının yeşil doku ile bütünleşmesi sağlanmış, hem görsel derinlik artırılmış hem de duvarların algısal etkisi yumuşatılmıştır.
Bitkilendirme alanlarında yeterli toprak hacmi oluşturmak ve mekâna üç boyutlu bir karakter kazandırmak amacıyla galvaniz metal yükseltilme elemanları kullanılmıştır. Bu uygulama yalnızca bitki gelişimi açısından uygun yetişme ortamı oluşturmakla kalmamış, aynı zamanda tasarıma modern ve dinamik bir katman kazandırmıştır.
Projede metal tasarım elemanları mimari dilin tamamlayıcı unsuru olarak değerlendirilmiştir. Arka bahçe ile giriş bahçesi arasındaki geçişlerde kullanılan özel tasarım motifli kapılar ve seperatörler, Osmanlı mimarisinden esinlenen desenleri çağdaş üretim teknikleriyle yorumlayarak mekânsal sürekliliği güçlendiren estetik odaklar oluşturmuştur.
Konut girişini daha güçlü ve etkileyici bir karşılama mekanına dönüştürmek amacıyla ulaşım aksı boyunca pirinç detaylarla zenginleştirilmiş doğal mermer döşemeler devam ettirilmiştir. Çift kollu merdivenin merkezine yerleştirilen özel tasarım süs havuzu, giriş kompozisyonuna heykelsi bir nitelik kazandırırken, aks boyunca kullanılan Cupressus sempervirens ‘Pyramidalis’ ile düşey vurgu oluşturulmuş ve Çamlıca’nın silüeti ile çevre manzarasına güçlü bir görsel referans verilmiştir.
Gece kullanımını desteklemek ve güvenliği artırmak amacıyla tüm basamaklara aydınlatma elemanları entegre edilmiştir. Böylece dolaşım aksları güvenli hale getirilirken, ışık-gölge etkisiyle mimari elemanların estetik değeri de ön plana çıkarılmıştır.
Arka bahçede çocukların özgürce hareket edebilmesi amacıyla geniş çim yüzeyler korunmuş; bunun yanında iklim koşulları, alanın mikroklimatik özellikleri ve bakım kriterleri dikkate alınarak bitkisel kompozisyonlar oluşturulmuştur. Bitki seçimlerinde yıl boyunca görsel süreklilik sağlayan, farklı doku, renk ve form özelliklerine sahip türler bir arada kullanılarak dört mevsim yaşayan bir peyzaj kurgusu hedeflenmiştir.
Sonuç olarak proje; sahip olduğu eşsiz konum, farklı kotların doğru değerlendirilmesi, mimari kimlikle bütünleşen tasarım dili ve kullanıcı odaklı planlama yaklaşımı sayesinde işlevsellik, estetik ve mekânsal sürekliliği bir araya getiren nitelikli bir peyzaj uygulaması olarak öne çıkmaktadır. Yapı ile peyzaj arasındaki güçlü ilişkiyi ortaya koyan tasarım kararları, konutun mimari karakterini açık mekana taşıyarak kullanıcı deneyimini zenginleştiren, uzun ömürlü ve özgün bir yaşam çevresi oluşturmuştur.